Yolculuk Yazıları – I (Okumak)

Yolculuk Yazıları – I  (Okumak)

“Yolculuk Yazıları” iki şeyi ifade eder; yolculuğa dair yazılan yazılar ya da yolculuk yaparken yazılan yazılar. Bu iki manayı da ihtiva ediyor olması hasebiyle ilk yazıyı hem yolculuğa dair hem de yolculuk esnasında yazıyorum…

Karaköy’den Kadıköy’e…

Devlet vapurunda, vapurun denize en yakın yerinde…

Daha önceki seferlerimde ‘kitap okumak için daha iyi yer olamaz’ diye düşündüğüm ahşap oturaklı, Sarayburnu’na yani Topkapı Sarayı’na ve Ayasofya’ya bakan, kafanızı biraz sağa çevirdiğinizde, Yeni Cami’yi, Üniversite kampüsündeki İtfaiye Kulesi’ni ve tüm ihtişamı ile Süleymaniye’yi gördüğünüz yerde…

Selam yerine siren çalarak geçen sefer botları ile binlerce tonu boğazın sularına yükleyen koca gemilerin sebep olduğu dalgalar eşliğinde…

Anlatmakla bitmeyecek, gördüğünüzde ruhunuza rahatlama vesilesi manzaranın tasvirini geçelim… Geçelim ki bu güzel yolculuk nasıl daha güzel geçer onun üzerine iki kelam edelim..

İdealleri olan biri iseniz ve vuslatınıza vasıl olmanın yolunun zamanı değerlendirmekten geçtiğine inananlardansanız; mecbursunuz yolculuklarınızı en iyi şekilde değerlendirmeye. İçinde yaşadığımız dünyada, modernitenin bizi sağdan sola koşturduğu, yorulmayı unutturduğu ve bir takım hedeflere kilitlediği bu devir, her imkânı değerlendirmeyi zorunlu kılıyor. Bir bakıma fedakârlık oluyor evet, ama yine kendiniz adına, yine inandıklarınız uğruna, yine vasıl olmayı talep ettiğiniz güzellikler yolunda…

Kimi hedefler için çok uygun bir çalışma alanı olmasa da, yolculuk esnasında “bilgi edinmek” vesilesi ile varmak istediği noktaya yürümek zorunda olanlar için pek muazzam bir fırsattır. Zaten zamanınızı geçirmek zorunda olduğunuz bir yolculuktan bahsediyorum. Çalışmak için, görüşmek için, görmek için, gezmek için, … aşmanız gerek yolları gidiş serüveninden..

Oturduğunuz koltukta elinize bir kitap alabilirsiniz örneğin. Sabahın ilk saatlerinde kitap okuyor olmanın ilk etapta itici geldiğinin farkındayım. Ya da akşam iş çıkışı yorgunluğunda zihinsen bunalım geçirenlere ne kadar uzak bir teklif olduğunun. Ama ön yargıları, tecrübe edilmemiş varsayımları da bir kenara bırakmanın tam zamanı.

Sabah zihninin hiç yorgun değildir. Okuduğunuz, dinlediğiniz şeyleri çok hızlı bir şekilde kavrarsınız. Bu, okuduğunuzdan ya da dinlediğinizden öğrenme/anlama adına maksimum verim elde ediyor oluşunuz vesilesi ile “zevk verici” bir eyleme dönüşecektir. Her şey daha hızlı, daha kolay, daha kalıcı..

Tüm yazdıklarımızın “kitap” kelimesini duyunca tüyleri diken diken olmayanlar, hatta okumayı sevenler, okuması gerektiğine inananlar için geçerli olduğunu hatırlatarak iş dönüşü okumaya geçelim:

İşiniz gereği, gün boyu yorgunluk verici bir meşguliyetiniz oldu, belki aynı iş ile ilgilendiniz. Bunlardan tamamen farklı ve sadece kendi sesinizin izin verdiği ton ve ağırlıkta bir fısıltıya ses vermek, belki daha eskilerin, belki hiç erişemeyeceğiniz kimselerin üslubuyla yol almak yolunuzun üzerinde..

Bu paragrafa kadar olan kısmını, Karaköy-Kadıköy arasındaki yolculuğa sığdırmış durumdayım..Çok bir şey konuşmuş değiliz elbet. Yolculukta kitap okumanın gerekliliğine dair ikna edici argümanlar da sunabilmiş değilim. Yolculukta ne tür kitaplar okunur sorusuna cevap aramamış, okumak faaliyeti için teknolojiyi kullanmak meselesine hiç girememiş durumdayız..
Şimdilik böyle kalalım, kitap okumaktan feragat ederek; yazarak…

Yazmakta fena bir meşguliyet sayılmaz hani…
Devamı?
Ya nasip…

Salih Kartal
06.09.2014

Bir Yorum

  1. Bekliyruz dort gozle…

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>