“Huzur İslamda” Söylemi Üzerine

“Huzur İslamda” Söylemi Üzerine

Duymayanımız yoktur!
Şimdilerde nadiren olsa da bir zamanların “araba arkası” yazıları arasında, kapıda, camda, tabloda, saatte… yerini alıyordu.
Huzurun İslam’da oluşunda şek-şüphe etmeyiz de, huzurdan ne anladığımız meselesi biraz farklılık gösteriyor galiba.

Ömrünün büyük bir kısmını bir yaratıcı inancından yoksun olarak geçirmiş, sonradan hidayet nasip olmuş ve şimdilerde İslam adına kendince gayretleri bulunan bir yazarı dinliyordum. Dikkatimi çeken ve o günden beri unutamadığım ifadeleri vardı. Onun anlatmak istediklerini şimdi belki biraz daha açarak kendi ifadelerim ile anlatacağım size:

-Huzur İslâm’da deniliyordu. Ben İslâma huzur bulmak için girdim. Bir de baktım ki müslüman olanın huzurlu olmasına imkan yok. Huzur İslâm’dan başka her yerde olabilir ama islamda olamaz! Pek tabi ziyadesi ile ürkütücü bu ifadelere açıklık getiriyor ve şöyle devam ediyor:
- Eğer müslümansan “Komşusu aç yatarken kendisi tok yatan bizden değildir” buyuran peygamberini unutamazsın. Dolayısıyla acaba benim komşum aç mı, tok mu diye düşünmekten geceleri rahat uyuyamazsın… “Müminler bir bedenin uzuvları gibidir, birisi rahatsız olsa diğerlerine sirayet eder.” O halde, Filistin’de, Bosna’da, Afganistan’da, Suriye’de . . . müslüman kardeşlerimin tepesine bomba düşerken sen burada rahat olamazsın. Huzurlu kalamazsın.. Huzurun kaçmalı, yüzün solmalıdır. Bakış açısı bu. Örnekler uzatılablir, bu anlamda huzur aramanın beyhude olduğu defaatle dillendirilebilir. Yanlış mı düşünüyor siz karar verin.

Başta da söylediğim gibi “huzur”dan ne anladığımızın hayati bir önemi var burada. Eğer “Huzur İslam’da” yı okurken, dünyada saadet, refah, mutluluk bekliyorsak biraz yanlış yoldayız. “Eğer beni seviyorsan, fakirliğe karşı bir kalkan hazırla. Çünkü fakirliğin, beni sevene doğru akması, selin durak yerine doğru akmasından daha hızlıdır!” 1, “Dünya, mü’minin zindanı, kâfirin cennetidir.” 2 gibi hadisi şerifler ve “Yoksa sizden önceki gelip geçenlerin hâli başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle bir yoksulluk, öyle dayanılmaz bir zorluk çattı ve öylesine sarsıldılar ki, sonunda Rasul, beraberindeki mü’minlerle: ‘Allah’ın yardımı ne zaman?’ diyordu. Dikkat edin. Şübhesiz Allah’ın yardımı pek yakındır.” 3 gibi Ayet-i Kerime’ler biz bu dünyada bu türlü huzura kavuşmanın kat’i olmadığını gösteriyor. Vakıa da zaten budur. Zira İslâm tarihi yüzeysel bir incelemeye tabi tutulduğunda hüzün, sabır, fedakarlık, şehadet, mağduriyet gibi nice imtihanın mü’minleri kuşattığı görülecektir.

Ancak meseleye ebedî ahiret yurdundaki huzurun, dünya hayatı boyunca çekilen eza ve cefalara kıyası zaviyesinden bakıldığında Huzur’un İslâm’dan gayri bir yerde aramanında anlaşılmaz bir tavır olduğu açıktır. Huzuru nasıl anladığımız ve aradığımızın önemini anlamak elzemdir. Huzuru kulluk blincinin yereşmiş olmasında, Allah’ı razı etmekte aramak gerekir. Gayrisi gelip geçici olması sebebiyle “boş”tur. “Kalpler ancak Allah’ın zikri ile mutmain olur.4″ un hakikatin idrak etmektir bizi huzura kavuşturacak. O mutmain kalbi yakalamak gerektiği zaman gerektiği kadar üzülüp, gereksiz hüzünlerden uzak kalmak demektir..

Salih Kartal
Nisan 2014 – Kocaeli


1- Sünen-i Tirmizî, Kitabü’z-Zühd, B. 24, Hds. 2454.
2- Sahih-i Müslim, Kitabü’z-Zühd, Hds. 1. / Sünen-i Tirmizî, Kitabü’z-Zühd, B. 12, Hds. 2426. / Sünen-i İbn Mâce, Kitabü’z-Zühd, B. 3, Hds. 4113.
3- 19- Bakara, 2/214.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>