Biz Neden Böyle Olduk?

Biz  Neden Böyle Olduk?

İnsan düşünmeden edemiyor  diye  başlayacaktım yazıya.. Sonra, mesele  Osmanlı’ya, üç kıtaya  hükmeden imparatorluğumuza, yüzlerce yıl boyun bükmeden dimdik duruşumuza  gelecekti söz.  Tarihi yanlışlarla  ilerleyecekti yazı..

Vazgeçtim..  Çok yakından başlayıp, henüz  sonu gelmemiş yanlışlar hakkında konuşalım istedim.

Biz  neden bu hale  geldik. Neden görgüyü, adabı, ahlakı bu kadar yanlış anlar  olduk.

Durum o kadar vahim ki, biz hoyratlığı ve  kabalığı tek geçer akçe zanneden bir toplum oluyoruz. Yolda giderken kaba davranmazsanız ilerleyemez, trafikte yollar sizinmiş gibi harket etmezseniz istediğiniz yere  ulaşamazsınız diye düşünür olduk.  Biz kibarlığı nazikliği  yitirdik.  Kabalığınızı göstererek giriş yapmadığınız vakit bir daha hatılanmayacağımızı zanneder olduk.

Biz, gelenin erkek yada kadın, ev sahibi yada yedi yabancı bir misafir olduğunu anlamak için kapısına iki tokmak konmuş, evlerimizi unuttuk.
Bıraktık bunları. Oturup dede ve ninemizin dizi dibinde  dinlediğimiz hikayeler yerine, facebook ve twitter sayfalarında, sadece tvlerde  gördüğümüz insanların hayatından kesitler okur olduk. Ne düşüneceğimizi, kahraman saydığımız piyonların hayatı üzerinden empoze edilen fikirler yüzünden şaşırmış olduk.. Yitirdik düşünme yetimizi. Akledemedik yapılan yanlışların nedenini.

Eskiden bedenimizle taşıdıklarımızı, ruhumuzla düşündüklerimizi şimdi elimizin altındaki şırınga aletleriyle koşulsuz enjekte ettik fikirlerimize.

Amerikada  basılan kitapların en çok satanlarının neden Türkiye’de de  en fazla  satıldığını düşünmedik. Neden Avrupa kültürünün imzasını “moda” adı altında sırtımızda taşımaya meraklı olduğumuzu açıklayamadık ilgililere !!

Medyaya  aldandık.. Toplumun en uç ve en zıt iki noktasını gösterdiler bize..  Bir tarafta karısını döven erkeği gösterirken, diğer tarafta eşine milyonluk hediyeler alan zengini gösteren medya, orta halli maddiyata sahip ama mutluluğu yuvasında  yaşayanları sakladılar bizden.  Ya şükretti bizim kadınlarımız dayak yemediğine, yada nefret etti etrafındakilerden tek taş yüzük hediye eden olmadığı için..

Binbir türlü ince düşünce eseri güzelliklerin asıl maksadını  unuttuk, niyetlerimizi etrafımızdakilerin ne  söyleyeceğine odakladık. Kardeşlik ve birliktelik için, yardımlaşma ve dayanışma için gül bahçeleri sulanan iftar  sofralarına şeytanın elimize tutuşturduğu gösteriş dikenleriyle geldik. “Ne derler” diyerek suladık. Elimizi uzattık görsünler diye, kirlenecek korkusuyla çektik kimse görmeden.

Evine geldiğinde kapıda bekleyen, banyoda yorgun eşine havlu tutan  hanımlar  gitti, yerlerine kocasının cebine evin ahtarını sokan, eşinin eve  geldiğinde  evde  bulamadığı, evdeyse elinde kumandası tv karşısında hanımlar türedi. Annenin mutfakta pembe dizi, babanın salonda haber bülteni, genç evladın futbol maçı izlediği, küçük çocuğun bilgisayar başında oturduğu paramparça aileler var oldu.

Evinde  8-10 kitap bulunanlara “maşaallah” diye bakılan bilgi hassasiyeti !! var oldu. Süs eşyası gibi doldurulmuş kütüphaneler türedi.  Gençlik yıllarında alınmış kitapların tozlanmaya  başladığı raflar çürüyecek hale geldi.

Kaybettik kendimizi,

Hayallerimizi yitirdik,

Merağımızı geçici heveslerle yoğurduk,

Aslımızı unuttuk, şaşırdık, afalladık.

Nedenini sorgulamadığımız işlere koyulduk.

Kendimize  gelmemiz temennisi ve duasıyla..

Saygılarımla
Salih Kartal – 04.08.2012

 

Bir Yorum

  1. Allah razı olsun… Yüreğinize sağlık, güzel dile getirmişsiniz.. Rabbim aslımıza dönebilmek nasib etsin…

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>