17 Aralık Bağlamında Müslümanların Gündemi

17 Aralık Bağlamında Müslümanların Gündemi

Gündem yoğun.. Siyasileri de ilgilendiriyor, Müslümanları da..

Bir taraf devletin bekası, diğer taraf büyük bir “islamî camia”nın varlığı için konuşuyor, yazıyor..

Fethullah Gülen hususen 28 şubat döneminden itibaren bir şekilde gündemdeki yerini koruyor. Siz bunu dilerseniz Müslümanlar açısından, Ecevit’e şefaat etmek, Papa’ya hazret demek, tesettürün teferruat olduğu ifadesi, dinler arası diyalog bağlamında Ehl-i kitap ile kardeşçe! geçinmek, dokunaklı vaazlar, güçlenen cemaat ağı… olarak okuyun, dilerseniz başka bir vecheden bakın ve güçlenen şeriatçılar, devlete sızan İslamcılar, “dünyaya Türk Bayrağı çeken” muktedir güç, dünya zengini bir oluşum… olarak okuyun..  Devletin de, samimi Müslümanların da, ‘Sol Cephe’nin de aklının bir köşesinde var olan isim, var olan oluşum.

Derdi İslam davası olanlar için meselenin ekonomik yada siyasi güç tarafı her zaman bir adım geri planda oldu. Öyle de olması icap ederdi. Asıl önemli olan İslam’ın tahrip edilmemesi, bunun böyle bir camia tarafından yapılmaması idi. Bu zaman zaman birilerini karşısına alan, ya da “muhattap kabul etmeyen” bir oluşumun varlığı anlamına geliyordu.

Bu defa gündeme bambaşka bir çatışma ile çıktı cemaat. Bu defa karşısına çok güçlü bir yapı, devlet vardı..

Müslümanların da pek tabi gündeminde yer bulan bu olay hükumet ve cemaatin gündeminde ise uzun süre duracak gibi duruyor. (İddialar çerçevesinde) Devletin bekasını tehdit edenlere karşı savunmaya geçmesi, diğer tarafın ise varlığını sürdürebilmesi için tabiî bir çatışma.

Bu yeni süreçte camia ve camia ile gönül bağı olanların  sitem ettikleri, tabiri caizse ayaklandıkları, seslerini olabildiğince yükselttikleri bir mesele var : Emniyetteki görev değişiklikleri.

Mesele devletin ‘paralel devlet’e hizmet ettiğini düşündükleri personelin tasfiye edilmesi ya da görevden alınması değil. Mesele görev yerlerinin değiştirilmesi. Kimsenin ekmeği ile oynanmadı yani. Kimsenin canı alınmadı yani. Devlet memurunun zamansız görev yeri değişikliği belki. Ama Müslümanların gündemi bu kadar önemli mi oldu hep!!

Bu yazıyı yazmama da sebep olan, cevabından “Müslümanlığa konduramadığım için” ziyadesi ile rahatsız olduğum sorular var : Irak’ta Müslümanlar katledildi, ırzlarına geçilen kadınlarımız vardı, Filistin onlarca yıldır Siyonist zulüm altında parçalanıyor, Bengldeş’te haksız idamların yenisi gündemde, Suriye milyona yaklaşan Müslümanın kanları ile sulanan topraklarda soykırım yaşıyor, Mısır’da “mü’min” bir lidere tahammülsüzlükten akan Müslüman kanlarının eritemediği bir zorlu direniş var. . .
Müslüman dünya için sesin yükseltilmesine sebep olacak çok fazla zulüm var.
Bunların hangisi gündemimizi bunca meşgul etti?
Sesler bunların hangisinde bu kadar yükseldi?
17 aralık ve devamında yükselen “itirazlar” hangi oranda bu olaylarda vücud bulmuştu ?
Ve asıl rahatsız edici olanı bu “seçmeli tepkinin” yada “vurdumduymazlığın” sebebi ne? Neyimizi kaybettik? Nazarımızda neyin kıymeti daha fazla ?

(Bu soruları sorarken okuyucularımızın gündemi oluşturan sebeplerin başını “güç ve paranın” çektiğini okuyabildiğini varsayıyor, yazının uzamaması adına o meseleleri dillendirmiyorum)

Müslümanların parçalanmışlığı, kıymet vereceği mefhumları bunca şaşırmış olmasını nasıl okumalıyız, neye bağlamalıyız?

Müslümanlar neden mi bu durumda? Neden mi bu kadar parçalanmış durumdayız? 14 asır öncesinden gelen cevaba kulak vermedikçe anlayamayacağız :

Sevban’dan (r.a) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (asm) şöyle buyurmuştur:
“Yakında milletler yemek yiyenlerin (başkalarını) çanaklarına (sofralarına) davet ettikleri gibi size karşı (savaşmak için) biribirlerini davet edecekler.”

Birisi: “Bu o gün bizim azlığımızdan dolayı mı olacak?” dedi.
Rasûlullah (asm), “Hayır, aksine siz o gün kalabalık fakat selin önündeki çörçöp gi¬bi zayıf olacaksınız. Allah düşmanlarınızın gönlünden sizden korkma hissini soyup alacak sizin gönlünüze de vehn atacak” buyurdu.

Yine bir adam: Vehn nedir? ya Rasûlullah diye sorunca:
“Vehn, dünyayı (fazlaca) sevmek ve ölümü kötü görmektir” buyurdu.

(Süneni Ebû Davut: 4/111, hn. 4297; Müsnedi Ahmed: 5/278, hn. 22450)

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>